Ana sayfa Üyeler Günlükler Gruplar Sohbet
En iyi iletiler
1 Ocak, 19701 Ocak, 1970 3 yorum Aşk ve İlişkiler Aşk ve İlişkiler

Kadınını çoğu defa kendisine sıra dışı gelen güzelliği yüzünden ayırır erkek, ötekilerden.

Bir şekilde başkası gibi değildir o kadının duruşu ve bir hal olur, sadece hal olmakla kalmaz bir bakarsın gider bu yüzden ona âşık bile olur.

İktidar biraz da yalnız olmaya aittir ve erkek hergün bu iktidarı yitirme telaş ve korkusu içinde birinin sıcaklığına gerek duyar gibidir.

Annesinin sıcak gögsü müdür acaba aradığı bilinmez bu da rivayettir elbet..

Burnu, göz kapakları, elleri, dişleri ya da belki ten rengidir ilgisini çeken....

Sonra hayal dünyası harekete geçer hissettiklerine takılır kafası.

Kahkahası, gülümsemesi, durgunluğu, düşünce biçimi, bazen bir bakışı, becerisi ya da beceriksizliği, dişiliği veyahut çocuksuluğu hoşuna gitmeye başlar.

Derken kokusunu keşfeder.

Banyodan yeni çıkmış ıslak halini, sabah uykudan kalktığında gülen şiş gözlerini, makyajsız cildini, ojesiz tırnaklarını bazen düşler sever, bazen de gözler sever..

Evet o asla başkaları gibi değildir.Bu nedenle ruh harekete geçer ve o kadın ´artık erkeğin sevdiği´ kadın olmaya yol almaya başlamıştır bile.

Sonra kadın kendisine gösterilen minicik, küçücük güzel şeyler yüzünden sevmeye başlar erkeğini.

Keşfedeceği yeni bir nesne gibidir kadının erkegine dogru gidişi..Önceleri kendisine gösterilen ilgi ve iltifatın hazzı ile coşan kadın, bu yüceltme efsunu biraz geri plana geçince bulmacanın ilk karesinin çözümüne girişecektir şüphesiz.

Erkek te kadınının ilgi ve şefkati ile beraber sevilmenin tadını alır.

Sevdiği tarafından sevilmek gibisi yoktur zaten.

Ama gel gör ki sevilmeye çok sevilmeye başlayınca tuhaflaşır insan bünyesi.

Her ruh çok sevilmeyi kaldıramaz.

Ve kadın sevmeye başladı mı kendini kaybeder.

Sevdiği erkeğin hayatını ele geçirme arzusu ayaga kalkar.

Bir tuhaf sahibi olma arzusu öne çıkmaya başlar.Başlangıçta erkek için de hoş bir durumdur bu. Üstünü başını toparlayan, evini çekip çeviren, önüne düzenli olarak yemekler koyan, kusursuz bir huzur sunan kadının bu sahiplenmesi muhteşem gelir erkeğe.

Muhtemel bir savaş alanından ne kadar da uzak görünmektedir o konforlu ilişki başlangıçta.

´Seni çok seviyorum´ diyen, hastayken ateşine bakan, bir demet çiçekle çıkıp gelen, gün içinde arayıp soran erkeğinin bu ekonomik sevme stili karşısında ´sevmeyi´ abartır kadın.

Adamın gardırobunu düzenleyerek başlar işe sonra beynini, yıllık plânını, arkadaş ilişkilerini düzenleme isteğiyle devam eder.

Mutfakta birikmiş bulaşıkları yıkar gibi erkeğin telefon defterinde de bir temizliğe girişme isteğiyle dolup taşar...

Çünkü bu arada karşılıklı tavizler verilmiştir.

Erkek ise o bir zamanlar aşık olmasına neden olan güzelliklerden rahatsızlık duymaya başlamıştır.

En azından saç renginin daha ´normal´, tırnak boyasının kırmızı olmamasını, mümkünse pantolonların bol, eteklerin uzun olmasını ister. Mesai saatlerine, iş yeri başarılarına, bazı dul ve bekâr kız arkadaşlara, eski dostluklara, geleceğe dair kişisel plânlara gıcık olmak gibi bir tuhaf halllerde peydahlanmıştır her nedense..

Kısa küskünlükler, uzun suskunluklara dönüşür... Uzun suskunluklar önce küçük, sonra büyüyen öfkelerin bilenmesine neden olmuştur.

´Neden herkes sıradan bir huzur yaşarken bu ilişkide sıra dışı bir bozukluk var´ sorusu hep havadadır artık.

Beraberlik standart bir kümese dönüşmüş gibidir de sanki dil söylemeye varmamaktadır.

İki taraf da birbirlerinin güzel, farklı, olağanüstü her özelliğini yolup atmak ve bu standart kümeste iki büklüm yaşamak için dövüşmeye başlar. Dövüşürler, didişirler ve kümesin tellerinde bir delik açabilen ve riski göze alan dışarı kaçar.

Bu noktada bir soru gelip akıllara takılmalı mı acaba?

Sanki bu ilişkide aşık olan kendisine aşık olmuş gibidir de ötekinde bu örtüşmemiş ve bunun farkında mı degildir?

Yoksa biz aslında kendimize mi aşık oluyoruz, aynen aynadaki suretimize aşık olur gibi.

Farkında olmadan kendi tanımladıgımız ve ifade ettigimiz bir sanal kimlige aşık oluyoruz da onun farklı oldugunu söyleyip onu mu seviyoruz?Sonra da adrenalinin etkisi geçmeye yüz tuttugunda bu defa onu kendimize benzetmeye çalışıp bunun için mi ugraşır didiniriz?

Kavga ederiz, küseriz, severiz, sevişiriz ama bütün ugraş bize benzetmek için midir?

Sonunda benzetiriz de galiba, ama tam benzedigini gördügümüzde de illüzyon biter ve farklı olmaktan çıkan bu sevgiliye olan aşk ta mı biter? Artık o ilginç ve farklı olan degil midir?Yeni bir aşka artık kanat çırpmanın zamanı mı gelmiştir?Sahip olunan nesnelerden vazgeçebilme riskini göze alabildigimiz an mı yeni bir koşuya çıkmaktayız?

Sonrası ise hepinizin bildiği hikâye...

Sevmenin bir zamanı stili ve standardı yok. Kanatlar yeniden çırpılmaya başladıgında konacak yeni bir yerin arayışı da başlamıştır artık.

Çıkarılıp bırakılmış bütün renkli tüyleri, taşları yeniden takıp takıştırıp sıra dışı delilikler yaşamanın eşigine dogru çılgın bir koşu yeniden başlamıştır.

Ama benim önerim;bu yeni koşuda bir daha kimsenin hayatını ele geçirmeye kalkmadan sevmeyi öğrenmenin ve sahiden sevmenin nasıl bir şey oldugunu içselleştirmenin de bir fırsatı gibidir bu.

Korkaklığımız, biraz da geleceği kurtarmak endişesinden midir acaba?

Geçmişten gelen gölgelerle soluklaşan bir gelecek mi yaşamalı, yoksa hiç yaşanmayan yaşanmadığı için de gölgelenmeyen, yaşanmamış ışıklı bir hayal olarak mı saklamalı isteklerimizi?

Dar kapılardan geçemediğimiz, yaşayamadığımız için pişman olacağız.

Bizi bekleyenin pişmanlık olduğunu düşünüyoruz, korkuyoruz hatta bazen sürüngen gibi oluyoruz.

Halbuki bilmiyoruz ki yaşadıklarımızdan olmayacak pişmanlığımız, yaşamadıklarımızdan olacak.

Nasıl yaşayacağımızın cevabını gene kendimiz bulacağız. Kendimizi dogrulamak için ötekinin yanlışlarına sıgınmaktan kurtuldugumuz gün enginlere açılma cesaretini bulacagız..

Bu dar kapılardan nasıl geçeceğimizi kendimiz öğreneceğiz.

Öğrenebilirsek eğer bir imkan olacak yoksa yine o kör karanlık kuyuya düşecegiz.

Bütün iç savaşlarda rehin alındı bu yürek, sanırım ilk defa hayatı duyumsuyorum.

 

EtiketlerEtiketler: aşk ilişkiler sevmek kadın erkek 
1 Ocak, 19701 Ocak, 1970 2 yorum Aşk ve İlişkiler Aşk ve İlişkiler

Yapılan araştırmalara göre kadınlar aşağıdaki meslek gruplarına hayranlık duyuyor ve onlarla daha fazla ilgileniyorlar.

 

Pilot

Kadınların gönlünü karizmatik üniformaları ve prestijli görevleriyle çeliyorlar. Üstelik, yalnız seyahat ettikleri için bekar kadınlarla tanışma ihtimalleri de çok yüksek.

 

Modacı

Kadınların en çok ilgilendiği alanlardan biri moda... Dolayısıyla modacılar birçok meslek grubuna göre daha baştan avantajlı. Beraber çalıştığınız desinatörler ve mankenleri de düşürseniz...

 

Cankurtaran

İşte tam yaz tatilinde yapılacak iş... Zamanınız sürekli plajda ya da havuzda geçecek. Çevrenizde bir sürü genç kız olacak. İçlerinden birinin hayatını kurtarırsanız, şöhretiniz daha da artacak.

 

Dans öğretmeni

Kadınların dans etmeyi sevdiği bir gerçek. En sevmedikleri şey ise gece kulübüne gittiği halde sabaha kadar piste çıkmayan ya da 'çok iyi dans ettiğini' iddia edip, etrafındakilerin alay konusunu olan erkekler. Dans öğretmenlerinin avantajı işte bu yüzden...

 

Özel spor antrenörü

Görevleri gereği zaten kadınların dikkatini çekiyorlar. Fakat 'özel antrenörlük,' kadınlara daha yakın olmayı sağlıyor.

 

Oyuncu

Oyunculardan etkilenmeyen kız var mı? En ünlüsü de, amatör olarak bu işi yapanı da ilgi çekiyor. Ayrıca oyun çalışmaları sırasında ya da turnelerde yeni insanlarla tanışma şansı doğuyor.

 

Manken ajansı

Fazla söze gerek var mı! Genç ve güzel kadınlar etrafınızda pervane olacak.

 

Barmen

İşiniz eğlence mekânlarında. Çevrenizdekiler de eğlenmek için oraya gelen insanlar. İçki hazırlarken bile yeni insanlarla tanışma şansınız var.

 

Otel görevlisi

Çünkü çalıştığınız mekan, eğlenmek ya da sıradan hayatını geride bırakmak isteyenlerle dolu. Bu gruba giren kadınlarla arkadaşlık kurma şansınız yüksek.

 

Doktor

Okulu bitirene kadar çok yoruldunuz, sosyal yaşam nedir bilmediniz. Ama bütün bunlar diplomanızı alınca bitti. Unutmayın, anneler daha küçük yaşlardan itibaren kızlarına 'bir doktorla' evlenmelerini öğütler.

EtiketlerEtiketler: meslek erkek 
1 Ocak, 19701 Ocak, 1970 2 yorum Genel Genel

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna
rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına
koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan
başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.
Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir
soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede
hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, “Ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu yapmadın” diye
cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla
karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi
yaşadın.Özledin, içtin, ağladın,güldün, şarkılar söyledin, düşündün,
Şiirler yazdın. “Peki o ne yaptı” deme. Herkes kendinden
sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller
koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği
bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun
için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna
kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. “Acılara tutunarak” yaşamayı
öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü
bir şey değil.
Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki....
Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu
oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni
yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın
yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de
cabası....
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan
yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da
içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte.
Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.
Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve
minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…

EtiketlerEtiketler:  
1 Ocak, 19701 Ocak, 1970 2 yorum Genel Genel

Simdi hocucanlar enerji bünyede birikmis, evde oturmaktan göt-göbek sismis, dedim napmak lazim ?.. Bir hareket bir akis lazim.Aldim bisikleti aksam üzeri, aldim sirt çantami ; bir nevi trakking hesabi, bir nevi alpay erdem ambiansi ,vurdum kendimi yollara. vurmaz olaydim mk..

Benim oturdugum yerin adi Talas.güzel yerdir severim bi ton eski harabesi vardir 15 yüzyildan kalma.ormani filan vardir patikalari vardir güzel yerdir.ha bide talassporun esseh kadar bi sahasi o sahanin da güzide bir bisiklet yolu vardir..dedim gideyim oraya bi kaç tur atayim kaslarima kas katayim..ama gel görki bahtsiz bedevi iz pesinde macera no 8272 : tam girmisim sahaya sürücem pala biyik saha görevlisi aninda yanimda bitti ve ömrümün dumurlarini art arda zibamsal harektlerle yasatti bana

"-Gardeshim yassah bisiklet sürmekh.!!
-Iyi de bisiklet yolu burasi..
-Pazarlari kapali burasi bashka zaman gel gözüm.

(adam bana bisiklet yolu pazarlari kapali diyo ya.pazarlari kapali diyor..lahn müessese mi bu...! )

-peki amca ne zaman açik olur bura o zaman gelim ben bari.
-maç oldugu zamanlar yigenim
-hmm yani diosinki millet top oynarken ben kenarda konu mankenligi bisiklet sürücem.
-ne dion yigenim
-dayi millet top oynarken kenarda bisiklet mi sürülür allaaskina.
-yokh evladim o zaman da bisiklete izin vermioz..

(ben burda aglamak istedim ,kaçmak daga gitmek dagda kalmak istedim.dumurun sillesi tokat gibi çarptı bana..)

-ne..nese dayi..ben ..gidim.o zaman..."

Bir deli gibi asildim pedallara ordan kaçmak için .nefesim kesilinceye kadar gittim gittim sonra durdum bi büfenin önünde su almak için.suyu aldim içiyorum bi yandan da düsünüyorum "simdi ben burdan eteklere kadar sürsem bag yollari filan agaçlik dogal ortam.hem bisikletimi sürerim hem sporumu yaparim hemde manzara izlemis olurum yukardan talasa".

dedim ahanda günüm kurtuldu attim suyu çantaya vurdum kendimi ali dagin eteklerine ;

Ama gel görki bahtsiz bedevi is basinda.daha yoln yarisinda lastik patladi salagin içip içip attigi bira siseleri kiriklari yüzünden.bahtimiz kararmis bi kere mk , napalim eli mahkum o kadar yolu yürüyerek geri gittim bisiklet yanimda bi yandan da ödüm bokumda lastik yarilmasin die.e inik lastik yarilir.yarilinca da afedersiniz cebe kol gibi girer.bi lastik az mi mk. neyse geldim usta saolsun iki dakkada halletti vurdum gene kendimi yoksu yukari eteklere.

bayaga bi çiktim o hirsla.ki nasi hirslanmisim.yenicem lahn seni kayseriiiii die baariasim var. pedallara asildim da asildim .etekleri çiktim da çiktim.bag evlerinden bi hisim geçtim patikalari toz duman ettim.sonunda takatim kesildi ama bayaga bi çikmisim yukari.talas desen karinca yuvasi kadar..

eh dedim artik isin zevkli kismi geldi..Verdim kendimi bayir asagi.oh nasi hiz yapiom.nasil slalomlar atarak yilan gibi kivriliyorum yolda nasi bi zevk.resmen uçuyorum mk..
ama dönemeci tam aldim ki 5 tane çocuk hayir , bunlardan olsa olsa veled-i zina olur mk her biri birbirinden enerjik birbirinden piç,birbirinden cevval..Tikamislar yolu açmiaslar kollari "abüeee nihohoha geçemessünngghh nihohoha" ..Laahnnn mk felegim sastio hizda frenlere asilsam takla atarim.düz gitsem çocuklara yazik.betim benzim atti baariom veledi zinalara (mk,larim) "lahn çekilin frene basamam !!!!" ..
kaçismaya basladilar ama nerye kaçion mk son sürat geliom iste.Olan oldu benim le ayni yöne kaçan veletin üstünden geçtim ..Lahn baktim velet ön tekerin altinda arka tekere dogru hizla gidio asildim frenelre artik napim.ama o panikle ön frene asilmisimmk..hoop arka kal..bisiklet yan dön.sonra ben kafa üstü çakil mk bi iki metre sürüklen kafam yerde bacaklar havada.kivilcimalr çikio resmen basimin altindan ..her kivilcimda da ben küfrediom çocuklara..
neyseki bise olmadi bana kalktim sistem kontrol filan hersey yerinde baktim velet aagliyo (ya ne olcakti son sürat ezdim çocuu) baktim bunda ciddi bise yok dizi kanamis sadece.suyumla temizledim .gene suyumun içerisindeki buzu koydum dizine tisörtü ile sardim bunun sonra bi tane çakiodum suratina zor tuttum "oyununuzu skerim lan sizin,adam gibi takilsaniza mk" die..

Neyse ordan ayrildim sag salim eve vardim...ve anladimki bahtsiz bedevinin sansi heryerde 10 kutup ayisi bedbahtsizliginda..mk ya..çocuk degil canavar bunlar..

 

EtiketlerEtiketler:  
1 Ocak, 19701 Ocak, 1970 1 yorum Aşk ve İlişkiler Aşk ve İlişkiler

Atlanta merkezli Davranış Nörobilim Merkezi (Center for Behavioral Neuroscience) tarafından finanse edilen bir araştırma, kadın ve erkeklerin seksüel fotoğraflara bakış şekillerini analiz etmiş ve sonuçlar hiç de tahmin edildiği gibi değilmiş. Araştırmacılar kadınların karşı cinste yüze, erkeklerinse cinsel organa bakacağını varsaymışlar ancak, şaşırtıcı bir şekilde alınan sonuçlar bu varsayımı boşa çıkarmış. Kadınlara oranla, erkeklerin ilk olarak karşı cinsin vücudunun diğer bölgelerinden önce yüzüne bakma olasılığı daha yüksekmiş. Buna karşılık biz kadınlar, bir erkek ile bir kadının cinsel ilişkisini sergileyen fotoğraflar üzerinde erkeklerden daha uzun süre yoğunlaşıyormuşuz -ar namus kalmamış-. Bu gibi sonuçlar araştırmacıların, insanların cinsel arzularını ve bu arzuların toplum sağlığı üzerindeki asıl etkisini anlamalarını sağlayan önemli veriler olabilirmiş.

 

Elde edilen sonuçlar, Stephen Hamann ve Kim Wallen tarafından 2004 yılında yapılan önceki bir çalışmayı destekler nitelikteymiş. Önceki çalışmanın sonuçları da, kadın ve erkeğin cinsel uyarıcı niteliğindeki şeyleri izlerken farklı beyin faaliyetleri gösterdiğini ortaya koymuş. Son çalışma, bireylerin her bir resimdeki yüz ya da uzuvlar gibi farklı unsurlara gösterdiği ilginin saptanmasını sağlayan göz takip teknolojisini kullanarak, farklı cinsiyetlerin ilgisini incelemiş.

 

Indiana Üniversitesi, Kinsey Cinsellik, Cinsiyet ve Üreme Araştırma Enstitüsü'nden (The Kinsey Institute for Research in Sex, Gender and Reproduction) Heather Rupp, "Erkekler karşı cinsin yüzüne, kadınlardan çok daha fazla baktı, ve her ikisi de cinsel organlara benzer sürelerde baktılar." demiş ve eklemiş, "Göz tarama verileri, kadınların en çok neyle ilgilendiğinin hormonel durumlarına bağlı olduğunu ortaya koydu. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlar erkek cinsel organına daha fazla bakarken, kullanmayan kadınlar fotoğrafın bağlamsal unsurlarına daha fazla ilgi gösterdiler."

 

Her ne kadar erkeklerin görsel cinsel uyarıcılara daha fazla ilgi gösterdiğine dair genel bir yargı olsa da, araştırmacılar, kadın ve erkeğin cinsel uyarım evriminde ne gibi özelliklerin daha önemli olduğunu bulmaya çalışıyorlarmış.

 

Cevap, beyindeki duygusal bilginin işlenmesinde önemli rol oynayan amygdala adlı küçük bölmede saklı olabilirmiş. Dr. Hamann ve Wallen'in önceki FMRI çalışması, nötr uyarıcılara oranla, cinsel uyarıcıların erkeklerin beyinlerindeki bu küçük bölmeyi kadınlarınkinden daha fazla harekete geçirdiğini ortaya koymuş. Yalnızca FMRI çalışmasına bakarak bu hareket artışının sebebini belirlemek mümkün olmamış ancak Rupp ve Wallen'in yaptığı çalışmaya göre, amygdaladaki yüksek hareketliliğin sebebi, erkeklerin cinsel fotoğraflara bakarken kadınların yüzlerine gösterdikleri ilgi olabilirmiş.

 

Pek çok internet sitesinde süregelen bir geyik olan erkeklerin kadınların ilk neresine baktığı sorusu, her ne kadar sonuçlar umduğumuz gibi olmasa da, sanırım artık çözüldü. Nasıl olur da böyle olur sorusunu inanın ben de kendime bol bol sordum zira erkeklerin görsel uyarıcılara zaafları üzerine kurulmuş olan bir yığın sektör var. Porno filmler, dergiler, kadınların çıplaklığının öne çıkarıldığı reklamlar ve diziler, dekoltesi ile zirveye oturan sözde assolistler, ler babam ler... Meğer herkes yanılmış, erkekler tüm o çıplaklığı hatun kişilerin yüzü suyu hürmetine çekmişler. Tamam ben de kabul ediyorum, belki biraz abartmış olabilirim, ancak cinsel ilişkinin sergilendiği fotoğraflara erkeklerden daha uzun süre odaklanmış olduğumuz gerçeğini bir çırpıda kabullenemiyorum.

 

Biz erkeğimizi, şeyinden tanırız diyor ve bu etiketlerle googleda tavan yaparım diyerek hemen huzurlarınızdan ayrılıyorum.

EtiketlerEtiketler: erkek kadın bakmak 
1 Ocak, 19701 Ocak, 1970 1 yorum Aşk ve İlişkiler Aşk ve İlişkiler

Çok iyi başlayan aşklar var, sevdalar var. Ama kısa bir süre sonra bu ilişkilerin pek çoğunun hayal kırıklığı ile sonlandığını görüyorsunuz. Neden?

 

Aşkın "imkansız" olduğunu hepimiz bir şekilde öğreniyoruz. Ya şarkılardan ya şiirlerden veya yaşayarak.

Eş seçimi yaparken kimi insanlar alt benliklerini (id) ön plana çıkarır ve cinsel çekiciliği çok önemserler. Kaslı vücutlar, kıvrımlı kalçalar, dar kalçalar, uzun bacaklar vs.

Kimileri üst-benliklerini ön plana çıkarır (süperego) .Birlikte olacağı insanın toplumsal konumu, ahlaki tutumu, adil ve kibar mı, sosyal ortamlarda nasıl? gibi özellikleri önemserler.

Kimileri de benliklerini önemser, bencil (egoist) davranırlar. Birlikte olacakları insan zengin mi? Olanakları olan bir insan mı? Doyuma odaklanmış akıl bu kişilerde ön plana çıkar.

 

F. Scott Fitzgerald (Muhteşem Gatsby nin yazarı) bir öyküsünde*** farklı seçim yapan iki çifti karşılaştırmıştır.

Birinci çift, sosyal konumları ve sosyal beklentileri birbirine çok uygun olduğu için birbirlerini seçmişlerdir. Kadın da adam da spor klüplerine üyedir. Şehrin seçkin çevrelerine birlikte girip çıkarlar.

İkinci çiftteki adam ise entelektüel biri ve müzisyen olmasına rağmen işlerini yaptıracağı ve kültürel paylaşımın az olduğu bir kadını tercih etmiştir. Eve gelenler adamın karısını "temizlikçi kadın" zannederler.

Fitzgerald bu ilişkileri ilginç bir şekilde irdeler. Birinci çiftin ilişkisi giderek anlaşmazlıklar ve tartışmalarla bozulurken, ikinci çiftin ilişkisi uyum içinde devam eder.

 

Birinci ilişkideki erkeğin yaşadıkları ile Fitzgerald ın hayatı arasında ilginç benzerlikler bulabilirsiniz. Fitzgerald da bir sakatlık yüzünden askere alınmamıştır. Sevgilisi (daha sonra karısı olacak Zelda) ile insanların ilgi odağı haline gelmişlerdir (popüler bir çift). Daha sonra ise ilişkilerinde tartışmalar olmaya başlamıştır. 

Fitzgerald ın karısı Zelda psikiyatri hastanesine yatacaktır.

 

Zelda Trajik bir yangında hayatını kaybeder. Fitzgerald karısı ölünceye kadar ondan ilgisini geri çekmeyecektir. Bu kayıp kuşağın seçkin temsilcisi, karısı psikiyatri servisinde yatarken, kendisi de Holywood'da eski başarılarını tekrarlayamayan alkolik bir senaryo yazarı olur.

 

 

Fitzgerald ın ve Zelda nın tek çocukları, kızları, anne ve babasının ayrı olan mezarlarını uzun bir süre sonra bir araya getirir.

 

Aşkı ve sevdayı id , ego, süper-ego düzeyinde ele alabiliriz. Ama bu bize yalnızca iki boyutlu bir bilgi verir. Kavrayışımızın içine üçüncü bir boyutu katmak zorundayız.

 Bu üçüncü boyut da "zamandır".

Çiftlerden biri obsesif olduğu için vicdan ve adalet kavramlarını ön plana çıkarabilir. İlişki içinde ne kadar haklı olduğunu sevgilisinin "haksız" olduğunu arkadaşlarına anlatmaya çalışabilir.

Çiftlerden biri şizoid özellikli bir narsisizmi olduğu ve birazda antisosyal özelliği olduğu için daha rasyonel, çevreyi önemsemeyen bencil ve ben-merkezci bir ilişki kurmaya çalışabilir.

Çiftlerden biri histerik yapıya sahip olduğu için bedensel güzellik, ayartıcılık, yakın olma isteği ile bunları dengeleyen dokunulmazlık, asalet, uzaklık gibi özelliklere sahip olabilir. Sevgilisinde kıskançlık duyguları uyandırır.

 

Bu formülleri çok çeşitlendirebiliriz.

Ama şimdi ve burada kuracağımız bütün formüllerde bir eksiklik olacaktır.

Çünkü işin içine zaman boyutunu katmıyoruz.

Kişiyi uzun süre gözlemleyerek, anlamaya çalışarak, geçmiş hayatını ve geçmişteki ilişkilerini öğrenerek en önemli bilgiye ulaşırız.

İlişki için zaman önemlidir. İlişki anlık yalnızca şu anda olan bir şey değildir. İlişki zaman içinde demlenir, şekil alır ve belli bir olgunluğa ulaşır.

Bütün ilişkilerin en çekirdeğinde ise anne ile kurduğumuz ilişki vardır.

 

Eğer annenizle veya anne yedeğinizle ilk bağlanmanızda bir sorun varsa, aşık olduğunuzda bu sorunla mutlaka yüzleşeceksiniz.

Bağlanma diyoruz. Bu bağlanma meselesi çok önemli. İlişkiyi terk etme veya ilişkiyi devam ettirme içinizdeki bu çekirdek yapı tarafından belirlenecek.

Belki birazda abartırsak bütün psikiyatrik ve psikolojik sorunlar bağlanma sorununa indirgenebilir.

Ben bağlanma zayıflığının insanın kötü bir kaderi olduğunu düşünmüyorum.

Bu sonradan değiştirilebilir. Kişi yoğun bir duygusal ve entelektüel performans gösterebilirse bağlanma gibi önemli bir sorunun aşılabileceğini, düzeltilebileceğini düşünüyorum.

 

Aslında bağlanma dediğimiz sorunun adını ayrışma sorunu olarak söyleseydik belki daha doğru olurdu.

Biz doğduğumuzda annemizle bir bütünüz

Daha sonra ondan ayrışırken ve aynı zamanda ona bağlı kalmaya devam ederken işte bu süreçte sorunlar çıkmaya başlıyor.

Aynı anda bizi var eden, var oluşumuzun temeli olan bir kişiye (annemize) hem bağımlı olmamız, hem de aynı zamanda ondan bağımsız olma arzumuz, daha baştan insan için karmaşık bir ruhsal yapının oluşacağını gösterir. İki zıt özellik aynı anda vardır.

Bağlanma ve annemiz meselesini konuşmaya başladıkça ilişkiler sorununu doğumumuzdan itibaren anlamaya çalışıyoruz demektir.

Doğumumuzdan sonraki karşılaştığımız bizim için önemli insanların hepsini birer "nesne" olarak adlandıralım.

Şimdi artık insanı, yani kendimizi nesnelerimiz ve biz olarak  anlamaya çalışalım.

Çevremizde bizim için çok sayıda önemli nesnemiz vardır.

Annemiz babamız kardeşlerimiz, babaannemiz, teyzemiz, halamız, dayımız, sütannemiz, hayatımızın içinde olan bir komşu vs.

Bu kişiler ilk ilişkimize (annemiz ve babamızla olan ilişkimize) eklemlenirler.

Kişiliğimiz bir soğan gibi kat kat veya bir ağacın dalları gibi açıla açıla bütün bu ilişkilerin zenginliği içinde oluşmaya başlar.

Her ilişki bizi bir başka ilişkiye sunar.

Annemiz babamıza babamız amcamıza vs vs.

Çoğumuzun bildiği gibi "büyük patlama" teorisi ile durağan (statik) evren teorisinden aslında hareket eden ve gittikçe genişleyen bir evren teorisine geçildi

Bizim varlığımızda evrenin varlığının bir kopyası gibi düşünülebilir.

Her ilişki bizi patlama odağından (annemizden) uzaklaştırır.

Zamanın her ilerleyişinden ondan daha çok uzaklaşırız

Annemizden veya anne sembolünden ne kadar uzak olursak da (zaman içinde yol alma anlamında-yaşlanma yani) onu o kadar çok özleriz.

Biz ilişkilerimizi birbirine benzer bir şekilde yaşadığımızı sanırken, aslında yaşadığımız şeyin bir daire (çember) olmadığını anlarız.

Çünkü daire veya çember hep kendini tekrarlar.

Ama hayatımız daha çok bir helezon (spiral) a benzer. Giderek her şeyden uzaklaşan, renklenen çeşitlenen, ama dağılmaya doğru giden bir süreç.

 

İlişkilerin kuruluşunda ön kabuller vardır.

Yakınlarınız sizin ihtiyacınız olan , istediğiniz pek çok şeyi verebilirler. Yakınlarınız sizi besler, korur, alış verişinizi yapar vs. Ama yakınlarınızla cinsel ilişkiye giremezsiniz.

Hemcinslerinizle arkadaşlık etmek size keyif verir. Ama aynı cinsten olanlarla cinsel ilişkiye giremezsiniz.

Kural koyucu nesnenin kurallarına uymak zorundasınız.

Kısa yoldan doyuma ulaşmak için hırsızlık yapamazsınız.

Rekabet için veya kendi var oluşunuza ilişkin bir tehdit hissettiğinizde hemen adam öldürmemeniz gerekir vs. 

Doyum kaynakları ile ilgili bu var oluş şekli bizi hemen kavrayamayacağımız ancak analiz ederek ve kafa patlatarak anlayabileceğimiz bir sürü karmaşık ruhsal kompozisyonun içine götürür.

Bu ilişkiler bir sinir hücresi ağı gibi (nöron) bir birine bağlıdır.

Bir hücre uyarılırsa bu uyarı bütün hücrelere yayılabilir.

 

Kişi kendisine yıkıcı veya olumlu yaşantılarını çağrıştırdıkça ilişki içinde kavgacı  veya sevecen bir pozisyon alacaktır.

Örneğin sevgilinizi başkalarına sizi şikâyet ederken gördüğünüzde içinizde abartılı bir öfke uyanabilir.

Daha sonra analiz yapıldığında aslında bir zamanlar annenizin de sizi böyle şikayet ettiğini hatırlayacaksınız.

Hatta şikayet ettiği kişi babanızdır.

Babanız sizi bu olaydan dolayı cezalandırmıştır.

Üzerinde yoğunlaştıkça sizin bu olayı bir ihanet gibi yaşadığınız ortaya çıkar.

Analiz sırasında babanızdan korkunuzu hatırlarsınız.

Annenize olan öfkenizi hatırlarsınız.

Şimdi de sevgiliniz bu şekilde sizi dış dünyadaki babanıza benzeyen insanlara şikayet etmektedir. Daha önce yaşadığınız bu dehşetli duygusal deneyimden dolayı bu şikayeti basit ve sıradan bir olay gibi algılayamazsınız artık...

Ama ilişkiniz yeni başlamıştır.

Sevgilinizin henüz sizde kredisi vardır. O yüzden bir şey söylemezsiniz.

Ama bir dizi buna benzer kompozisyonlar ortaya çıktıkça, halk arasında "birikim" denilen durum oluşur.

İlişkide patlamalı (impulsif) deşarjlar olmaya başlar.

 

AŞKIN GERİLİMİ

 

Aşkın şöyle bir ikilemi var.

Sevdiğiniz insanı kendi benliğinizin (egonun veya daha iyi bir ifadeyle kendilik imajının) bir parçası olarak algılamaya başlıyorsunuz. Onun kusurlarına karşı toleransınız azalıyor, çünkü o da sizin gibi kusursuz biri olmalı. Onu "içinize alırken" onu sindirirken, onu kendi metabolizmanızın bir parçası yaparken onun içinde sizin hazmınızı zorlaştıracak maddeler olmamalı.

Dolayısıyla artık aşk gerçeği eritecek kadar, gerçeği çarptıracak kadar iki insanın bütünleşmesi olacaktır. Ben bu kurulumun tamamlandığı embriyolojik oluşuma aşkın narsistik çekirdeği diyorum.

Ama bu duygularınızın esridiği noktalar veya anları bir kenara bırakırsak, bu fani veya bu maddi dünyada sevdiğiniz insan sizden ayrı bir birey olarak var olmaya devam etmelidir. Biz ona bir şekilde bağımsız olma hakkını tanımalıyız. Doğanın yasaları bize bunu emretmektedir. Hatta onu kusursuz olarak gördüğümüz için onun hatalarını yok saymalıyız bir anlamda sınırsız bir toleransımız olmalı.

Dolayısıyla aşık olarak aslında kendimizi daha şimdiden büyük bir gerilimin ortasında buluverdik.

 

CİNSEL KİMLİĞİMİZ

 

İnsanın çift cinsiyetli bir yapısının olduğunu varsayıyorum.

Herkeste bir dişi bir de erkek yan bulunuyor.

Heteroseksüellerde karşı cinse ait yapı bilinçdışında bastırılmış ve tamamen kendi cinsiyetinden izole edilmiş bir halde duruyor.

Homoseksüellerde bu bastırmanın yeteri kadar olmadığını dolayısıyla bu iki cinsiyetten zaman zaman birinin zaman zaman diğerinin ön plana çıktığını varsayıyorum.

Dolayısıyla homoseksüel insanlar bazen erkek bazen de dişi rolüne girebilmektedir (switch/aç-kapa). Bu roller arasında hızlı hatta bazen saniyelerle sınırlı geçişler olmaktadır diye bir varsayımı ileri sürüyorum.

Transseksüellerde ise heteroseksüellerdeki gibi daha kararlı bir yapı olduğunu varsayabiliriz.

Yani heteroseksüeller içlerinde erkek olduklarına veya kadın olduklarına dair sürekli bir duygu taşırlar. Bu onlar için doğal bir duygudur ve bu duygu bu şekilde var olmak zorundadır.

Ama bir erkek için kadın olmak veya bir kadın için erkek olmak "hoş bir şey" değildir.

Erkekler pek çok zaman başka bir erkek arkadaşlarının "karı gibi " olduğunu söyleyip onunla alay edip, saldırganca davranabilirler.

Bu saldırganlığın tek izahı karşısındaki insandan hoşlanmamak değildir.

Çünkü "karı gibi" olan kişiler bir çok zaman onları suçlayanların sevdikleri insanlardır. Hatta suçlayanlar karşısındaki insanın bu davranışı sergilememesini istemeleri için (sitem gibi) sanki konuşuyorlardır. Bu rahatsızlık bu yüzden incelenmeye değer görünüyor.

 

Erkek çocuğun ilk aylarda kendisini annesi ile bir-kişi (bebek kişiyi de bilmeyeceğinden şey gibi diyelim) gibi zannettiğini düşünelim.

Yani bebek kendisi ve annesini ayrı ayrı algılamaz ikisini bir bütün olarak algılar.

Bu durumda çocuk kendinin "erkek" olduğunu fark-etmeye başladığında annesi gibi olamayacağını da anlamaya başlar.

Bildiğiniz gibi vücuda giren zehrin vücuttan atılmasına zehirsizleştirme süreci deniyor (detoksifikasyon)

Erkek çocuk annesinin kendi içindeki dişi varlığını vücudundan atmaya çalışacaktır.

Kız çocuk için böyle bir "zehirsizleştirme" sürecine ihtiyaç duyulmayacaktır.

Onlar annelerinin dişi kimliğini kendi içlerinde devam ettireceklerdir. O kimlikten "kurtulmalarına" gerek yoktur.

Bu yüzden kadınların homoseksüelliği erkeklerinki kadar nahoş- kötü görünmüyor olmalı.

 

Şöyle bir fikir ileri sürmek bilmem ne kadar doğru olacak?

Erkek çocuk annesinin dişi yanını kendi içinden "kovsa da" bilinç dışında izole bir şekilde sembolik bir "dişi" miras kalıyor.

Öyleyse bir sevgili arayan erkek dış dünyada kendi içinde sembolize ettiği, bu dişiyi de arıyor.

Dişi de kendi içindeki erkeği.

Halk arasında kadın ve erkeği elmanın yarısı gibi görmenin bu nedenden kaynaklandığını düşünüyorum.

Dolayısıyla iki aşık bir araya geldiğinde gerçekten inandırıcı bir şekilde kendilerini "bir kişi" gibi hissedebileceklerdir.

Çünkü erkek dış dünyada bulduğu kadını zaten iç dünyasında var olan sembolik kadınla birbirine monte eder. Kadın da içinde dış dünyada bulduğu erkeği kendi iç dünyasındaki erkek imajı veya erkek sembolü ile monte eder.

Aynı annemizle bir olduğumuz o saltanat günlerindeki gibi...

 

*Ne de Hoş Bir Çift

EtiketlerEtiketler: ilişkiler piskoloji 
1 Ocak, 19701 Ocak, 1970 1 yorum Aşk ve İlişkiler Aşk ve İlişkiler

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre kadınlar yuvarlak yüz hatları olan erkekleri uzun vadeli ilişkiler için düşünürken, kare surata ve belirgin kaşlara sahip olan erkekleriyse kısa ilişkiler yaşamak için uygun buluyor.

ABD’nin Michigan Üniversitesi’nde Prof. Daniel Kruger tarafından yapılan araştırmada kadın ve erkeklerden oluşan 854 kişilik bir gruba farklı yüz hatlarına sahip erkeklerin fotoğrafları gösterildi. Aynı fotoğraflar dijital metodlarla değiştirilerek maskülen görüntü güçlendirildi ya da zayıflatıldı. Sonra da katılımcılara fotoğraflardaki erkeklerin ne tip davranış şekilleri sergileyebilecekleri soruldu.Katılımcıların birçoğu çene yapısı kare olan ve belirgin kaşlara sahip olan erkeklerle kısa dönemli ilişkiler yaşamayı tercih ederken, yuvarlak yüz hatları ve dolgun dudakları olan erkeklerle uzun vadeli ilişkiler yaşayabileceklerini belirttiler.

Katılımcılar daha maskülen görünen erkeklerin riskli, rekabetçi, kavgaya hazır, otoriteyi zorlayan, eşini aldatan ve ebeveynliğin sorumluluklarını önemseyen kişiler olabileceğini tahmin ederken, yuvarlak yüz hatlarına sahip erkeklerin ailede iyi eş ve iyi baba, iş yerinde de çalışkan elemanlar olacağını söyledi.

 

 “EVRİMSEL AÇIDAN ŞAŞIRTICI DEĞİL”

Prof. Kruger bu sonuçların evrimsel açıdan bakıldığında şaşırtıcı olmadığını belirtti. Kruger’a göre maskülen hatların gelişimi testosteron hormonu sayesinde oluyor. Bu hormon aynı zamanda fiziksel güç için de gerekli. Kadınlar bu özellikleri doğacak çocuklarına geçirmek istedikleri için çoğunlukla keskin hatlı erkeklere, yani testosteron oranı yüksek olan erkeklere karşı çekim hissediyor.

 

 DOĞADA BAŞKA ÖRNEKLERİ DE VAR

Dış görünüşle ilgili bu faktörlerin yüzeysel olduğu tartışılsa da, doğada benzer örneklerini görmek mümkün. Örneğin, dişi tavuskuşundan daha büyük olan erkek tavuskuşu aynı zamanda eşini etkileyebilmek için daha gösterişli tüylere de sahip.

Yüz hatlarını çeşitli davranış şekilleriyle ilişkilendiren bilim dalı fizyonomi her ne kadar önemli ip uçları sağlasa da, bilim çevrelerinde şüpheyle karşılanıyor.

Kruger bu araştırmanın davranış bilimi için olmasa da eşleşme stratejilerinin çözümlenmesi açısından faydalı olduğunu söylüyor. Profesöre göre Brad Pitt ve George Clooney’nin People Dergisi tarafından “yaşayan en seksi erkek” seçilmelerinin sebebi de böylece açıklanmış oluyor.

EtiketlerEtiketler: bilimsel yüz hatları 
1 Ocak, 19701 Ocak, 1970 1 yorum Genel Genel

""kaptanın seyir defteri süha: tamamen yazarın kendi dengesiz şizofresinin ürünüdür karakterler ve de olaylar yan karakterlerle içli dışlı senfonik harmonik bir hava yaratmaktadır..populer kültüre yönelik her benzerlik yazar tarafından kasti maksatlarla bir nevi gizli hiciv amacı taşımaktadır""

ayrca baknz : ""anne bak ellerimi bırakabiliyorum yazarken""




Zaman uzay algoritması kapsul 123:23 gece yarısını 12.5 sn geçe alpha centuari açıklarında ""canısı uzay istasyou""

"süha olm delircem gene geldik şu mendabur istasyona abi tiksiniyorum ya canısı ne ya.tayyip juniour un işi bunlar hep dedesinden beter çıktı takkiyeci .. hep diyorum gene diycem sen tut yıldızlar arası portallar yap uzay istasyonları kur ama adını canısı koy .hay ben bu milletin.bababa stabilizerin üstündeki dantele bak hey allaam ya.. .

"Bit pazarından dönüşte bi hediye alim dedim geziyorum bi baktım böle sarı bi camaro muymuş neymiş çok eski model bi kara ulaşım aracı.lan bayaa da güzel deseni filan böel sarı üstüne siyah şeritler lan dedim alim ben bunu be ucuzdu da ..lan sen tut iiçinden robot çık.hay allam ya kazık yedik iimi. o sinirle nası gözüm dönmüşse mutfak robotu olarak kullanıoz şimdi onu.ama çok benzin yiyo lan bu..hay aq"

"Darth Vader aradı geçenlerde abi ne zamandır karşılıklı içmioz senel ben gene doldum derlerin biri bin bende diyo.acıyorum yaw garibe force da force çocukları ayrı bi hayırsız.darth sidious mudur nedir başındaki amiri sıkıştırıoda sıkıştırıo .yazık nan çocuga.halbuki iyi pilottur bu ha.lan acaba desemmiki gel nan yanımda yardımcı kaptan ol o galaksi senin bu galaksi benim gücün nimetlerinden faydalanlım..lan nie olmasın be..hem o da bi nefes alır hemde ben şu allahsız jack sparrow dan kurtulurum..bak gene zombi maymuna ateş ediyo.çocuum oynama lan şunla.o da bi can..yok abi anakin gelsin diyim ben teklifimi"


[link]

to bi kontinyus.(çok acaip olayalr var olm ahanda gelecek yazıdan sneyk prewiıw verim)

-anakin 10 snymiz kaldı imha etmeliyiz bombayı
-kaptan saylonlular saldırıyor-
-jaaack elimi tuuut-
-bu iş burda biticek geri dönüş yok tayfa.
(heyecanlı ekşın bi mğzik arkaplanda)


hepsi bi sonraki bölümde..dananam

EtiketlerEtiketler: